twit

leftside social

Bir arkadaşım bir şey anlattı, gülmekten yerlere yattım, size de anlatayım dedim. Belki siz de benim gibi bilmiyorsunuzdur bu durumu.

Arkadaşım at yetiştiriyor. Bazı atlar sıkılırmış. Diğerlerine göre daha sıkılgan olan bu atlar bulundukları ahırda dönmeye başlayınca bunların yanına bir arkadaş gerekirmiş. Arkadaş ne peki? Keçi! Evet, meğer atların yanına sıkılınca arkadaş olarak keçi verilirmiş. Niye köpek değil? Niye kedi değil? Öyle...

Yazının Devamı

Ada Kitapevi, her ne kadar alışveriş merkezinin içinde de olsa bana hep kendini iyi bir kitapçı gibi hissettirdi. Domates satmadığının bilincinde olan az sayıda kitapçıdan biri sanırım Ada. İmza günü oradaydı ve yine tuhaf ve güzel olaylar oldu.

Bir ara yorgunluktan kendi imzamı atmayı unuttuysam da (hakikaten asap bozucu bir andı) çok mutlu bir gündü. Ama bugünün içinde bir an vardı, hep...

Yazının Devamı

Of Cansu of!

İmza gününde gelip de “Benim olmamda sizin büyük payınız var” deyip, gözlerin dolarak bana uzattığı mektubu şimdi okudum ve derbeder oldum. Kürt bir adamın yüzünü anlatmışsın haberlerdeki, sonra şöyle bir alıntı yapmışsın benden:
“Paris’te Louvre Müzesi’ne bakarak büyüyen çocukla Çorum’da kilim desenli fayanslara bakarak büyüyen çocuk arasında fark vardır.”
Şöyle bitirmişsin ta 24 Nisan 2009′da yazdığın günlük sayfasını:
“Belki...

Yazının Devamı

Daha yeni başladım okumaya. Yani aslında “Gazze: Mahsusçuktan bir aşk hikayesi” ile ilgili hiçbir şey yazmamalıyım henüz. Ama birkaç cümle var, içimin çok az dokunulan bir yerine dokundu o yüzden tutamadım kendimi yazıyorum. Kardeşim Murat Sabuncu’dan bu erken yazı için özür diliyorum… Şöyle yazmış Murat:

“Birazdan Gazze’ye gidiyorum. Sadece haber yapmaya edğil ama. İçime yolculuğa çıkıyorum.”

Murat, bunu sevgili’ye yazmış. Ben de...

Yazının Devamı

Sıraselviler yolunu aniden kapadılar. Yani hatta sıra bana gelince kapandı. Bu yüzden Taksim’e doğru gidemeden yamru yumru Kazancı Yokuşu’ndan inmek zorundayım. Böyle durumlar beni panikletiyor bugünlerde. Çünkü en fazla bir aydır araba kullanıyorum. Evet, ben araba kullanıyorum.

Hiç heves etmedim, edeni de anlamadım. Trafiği, içinde türlü çeşit psikopatın olabileceği bir muammaya benzetiyorum., Psikopatlar ve altlarında araba var. Misal, ben karşıdan gelen taksideki...

Yazının Devamı

The faces of two young Egyptians reminded of a pair of cheetah cubs I once watched in a documentary. Their mother was still teaching them how to hunt when she died, leaving them to fend for themselves in the grasslands. What happens next is pitiful. The two cubs manage to catch their prey and pin it down with their paws, as taught,...

Yazının Devamı

İkinci Yarısı çıktı ve daha çıktığı gün İzmir’de imza günümüz vardı. Gittik nitekim. Yakın Kitapevi’ndeki buluşmalar ikidir çok tatlı geçiyor, yine öyle geçti: Şeker gibi!

Fakat özellikle birkaç an vardı ki, anlatılmadan geçilecek gibi değil.  Gelen genç kadınlardan biri lise üniformalıydı. Ve son derece efe bir şekilde yaklaşarak onun oluşumunda, büyümesinde, düşünmesinde ne tür bir payım olduğunu gözleri biraz da dolarak anlattı....

Yazının Devamı

By the time the last sentence was spoken even the stone walls of Ahmet Türk's home, Kasr-ı Kanço, were worn out from all they'd heard. The drop of sorrow that had welled up in Ahmet Türk's eye was still there when the window latch was blown open by a strong wind; like the hot breath of those burned at the Diyarbakır Penitentiary....

Yazının Devamı
social

yhlogo